Mercedes ve yağ yakma olayı

Yazıma Hakan Kandemir yazdı: mercedes motoru yağ mı yakıyor diye sansasyonel bir başlık atmak isterdim ama ne Mercedes’in yağ yaktığını bizzat gördüm, ne de F1 konusunda yerel bir otoriteyim. Mercedes motoruna takıntılı olduğum (http://f1grid.com/?p=632) düşünülebilir, ancak F1’in son dönemi düşünülürse kendileri bu ilgiyi hakediyor.

Mercedes 2014 yılından, yani F1’in yeni hibrid döneminden beri sporu domine ediyor. Öyle ki, 2017 Avustralya GP’de Vettel’in kazanmasıyla ilk defa Mercedes pilotu olmayan biri yeni dönemde pilotlar şampiyonasında lider konumda. İlk yarıştan hemen sonra olmasıyla biraz zorlama bir istatistik olsa da, 2017 Avustralya’dan 2014 Avustralya’ya kadar Mercedes pilotlarından başkasının  şampiyonada liderliği bulundurmaması, yıldızların spordaki dominasyonu çok güzel vurguluyor.

Bu süre boyunca zaman zaman farklı yarış galipleri görsek de, bazı yarışlarda Mercedes en hızlı araç olmasa da hep gördüğümüz tek bir şey vardı: Özellikle q3’te Mercedes bariz bir şekilde “bir şey” yapıyordu ve rahat bir biçimde ilk sırayı alıyordu. Daha sonra da ilk virajı sorunsuz geçip yarışları rahat rahat kazanıyordu (sorun olunca zaten 2016 İspanya’yı Max Verstappen kazandı). Hatta Mercedes’in aerodinamik yapısını da türbülansı hesaba katmadan, laminar (aslında o da o kadar laminar/temiz olmuyor da, neyse) akış için yaptığı söylentileri de epey güçlüydü (Avustralya GP’si yarış analizimizde de bahsettik).

Son dönemde çok güçlenen bir söylenti de, Mercedes’in benzine ek olarak motor yağını da bilinçli bir şekilde yaktığı ve böylece elde ettiği ekstra güç ile özellikle sıralamalarda rakiplerine fark attığı; ancak yarışta bunu yapmadığı ve dolayısıyla yarış temposunda o kadar önde olmadığı yönünde. Bütün bunları güçlendiren şey, sezon öncesinde FIA’nın takımlara açık açık benzinden başka bir şeyi yakıt olarak kullanamazsınız diye bildirmesi oldu. İlgili bir haber buradan bulunabilir: https://tr.motorsport.com/f1/news/red-bull-mercedes-in-yag-yakarak-avantaj-sagladigindan-supheleniyor-880137/

 

Gerçekten fark yaratıyor mu?

Eğer bu blogu okuyacak kadar F1 takip ediyorsanız ya da bir şekilde buraya geldiyseniz sanırım Mercedes’in 2014’ten beri özellikle sıralamada ne kadar üstün olduğunu, ancak yarış temposuna gelince o üstünlüğünü koruyamadığını farketmişsinizdir. Öte yandan, özellikle Q3 performanslarını Q2 ile karşılaştırırsanız rakiplerinden daha fazla ilerleme kaydettiklerini  de farketmişsinizdir. Bir örnek olarak Bahreyn 2016’yı verebiliriz: https://www.formula1.com/en/results.html/2016/races/939/bahrain/qualifying.html, Vettel 0.4 s gelişirken, Rosberg ekstra 1 s ve Hamilton ekstra 0.6 s bulabiliyor.

Öte yandan, daha genel ve daha çarpıcı sayılar için “space jam” yazımıza bakabilirsiniz: http://f1grid.com/?p=2000 .

Yazımızda göreceğiniz üzere; Mercedes’ler sıralamalarda en yakın rakipleri Ricciardo’dan 0.5 s hızlı iken, yarışa gelince yakalanmakla kalmıyorlar, Vettel’in gerisinde kalıyorlardı.

Sıralamalar:

1 Süper pilot 1:36.568
2 N. Rosberg 0.250
3 L. Hamilton 0.379
4 D. Ricciardo 0.902
5 S. Vettel 1.145
6 M. Verstappen 1.182
7 K. Raikkonen 1.216
8 V. Bottas 1.631
9 N. Hulkenberg 1.685
10 S. Perez 1.892

Yarış:

1 Süper pilot 1:26.215
2 S. Vettel 0.777
3 L. Hamilton 0.808
4 N. Rosberg 0.879
5 D. Ricciardo 0.924
6 K. Raikkonen 1.059
7 S. Vandoorne 1.091
8 M. Verstappen 1.167
9 N. Hulkenberg 1.957
10 S. Perez 2.059

 

Nasıl fark yaratabilir?

Bildiğiniz gibi F1’de yakıtlar için bir debi limiti var: Maksimum 100 kg/h, yani saatte 100 kg yakıt yakabilirler. Bu yarış boyunca kontrol ediliyor, öyle ki 2014 Avustralya GP’de Ricciardo bu yüzden diskalifiye edilmişti (debimetre de bir süre tartışıldı). Takımların önündeki bu sınır motorlarından elde edebilecekleri maksimum gücü de sınırlıyor. Ancak takımların yarışta kullanacakları motor yağı miktarı hakkında bir kısıtlama yok. Dolayısıyla böyle bir durumda takımların elde edebileceği yakıt debisi 100 kg/h + yakılan yağ.

Peki, yağ yakmak avantaj sağlar mı? Zaman zaman araçların yağ yaktığına şahit olmuşsunuzdur (Ki normaldir de. Aracınızın yağını kontrol etmeniz ve arada yağ eklemeniz gerekiyor değil mi?). Yani motor yağının yakılabilen bir şey olduğunu ve doğal olarak enerji açığa çıkarttığını tekrar belirtmeye gerek yok. Hatta zaman zaman haberlerde 10 numara yağ yakan kamyoncular‘ı da görmüş olmanız lazım. Daha da ilginci, bildiğimiz ayçiçek yağı da dizel motorlarda yakıt olarak kullanılabilir.

Dizel motorların benzinli motorların aksine yakıtı yüksek basınç altında yaktıkları göz önüne alınırsa, yalnızca motor yağının bir benzinli motorda yanmasını beklemek güç. Ancak hem turboşarjı, hem de o sırada zaten bir patlamanın gerçekleştiğini göz önüne alırsak bir F1 motorunda o an yanma odasında bulunan yağın da yakıt işlevi görmeyeceğini söylemek saçma olur.

Ya bu yağ daha efektif nasıl kullanılabilir? Eh, bildiğim kadarıyla yakıtlar kadar sıkı denetlenmeyen motor yağlarının içine bu patlama durumunda daha fazla enerji ortaya çıkaracak çeşitli katkı maddeleri koymak mümkün. Bahsettiğimiz sporun F1 olduğu düşünülürse, bu adamların da bunun bir şekilde yolunu bulmuş olması bizi şaşırtmayacaktır.

 

Nasıl yapıyor olabilirler?

Esas kafa karıştırıcı nokta burada başlıyor. Böyle bir sistemin en büyük problemi bunu kontrollü bir şekilde yapabilmek olacaktır. Yazının başında verdiğim haber linkinde de görüldüğü gibi, motorların artık kapalı bir sistem olarak çalışması bunu mümkün kılıyor. Akla ilk gelecek yöntem esas yakıt hattına ek olarak ekstradan bir enjeksiyon sistemi. Bu yöntem akla ilk gelen yöntem olduğu için FIA tarafından yapılacak incelemelerde de şıp diye farkedileceğinden bunu eliyoruz.

Ortaya atabileceğimiz en mantıklı hipotez, Mercedes’in bir şekilde, özellikle contalarının, “sızdırmazlık” ile oynadığı yönünde olabilir. Bunun yapılabileceği yerlerden biri piston contası, yani yanma odası ile motorun geri kalanını ayıran “sızdırmazlık” elemanı. Bu şekilde yanma odasına kasti olarak motor yağı sızdırılabilir. Ancak yanma odasından dışarı sızmalar da gerçekleşeceğinden, çok kontrollü “tek yönlü valf” gibi çalışan bir sistem yapılması gerekir. Ayrıca burada şöyle bir problem de var: Her ne kadar belli koşullar altında sızdıracak bir çözüm bulunabilir olsa da, bu “sızma” temel olarak yanma odası içi-dışı basınç farkı ve silindir-piston arasındaki mesafe tarafından kontrol edilecektir. Bu parametrelerin çok kontrol edilebilir olduğunu, yanma odasının sıcaklığının ve dolayısıyla termal genişlemenin, düşünmediğimden bu olasılık bana o kadar güçlü görünmüyor.

2000’lerdeki bir Ferrari motor pistonu. Contayı farkedebilirsiniz

Başka bir olasılık, ki bence daha güçlü, ise turbo bölümündeki bir conta, “turbo seal” konumunda bir sızıntı olduğu. Yeteri kadar hızlı bir hava akımı yaratırsanız bir emiş etkisi ortaya çıkabilir (downforce’u da bu şekilde açıklamak mümkün, ama biraz zorlama olur görüşündeyim). Elektronik kontrol üniteleri, motor haritaları derken turbo basıncının ve devrinin motor sıcaklığından daha kontrol edilebilir bir parametre olduğunu düşünüyorum. Bu şekilde turbo kısmına sızdırılan yağ direkt olarak yanma odasına değil de, yanma odasına gönderilen hava karışımına karıştırılmış oluyor.  Bu sızdırmanın hangi koşullar altında, mesela belirli bir basınç farkından sonra gerçekleşeceği öngörülebilirse; “gerektiğinde” ortaya çıkan bir sızdırma mümkün görünüyor.

Yukarıda verdiğim örneklerin ikisi de olası görünse de, kişisel görüşüm ikincinin daha mümkün olduğu yönünde. İkisinin de çok güçlü olduğu başka bir nokta da; bir denetleme esnasında turbodaki bir contada da, piston contasında da motor yağı görmeniz gerekir. Dolayısıyla orada kasten bir sızıntı gerçekleştiğine dair bir şey söylemek pek mümkün olmaz. Ya da o bölgelerdeki sızdırmazlık elemanlarınız “kusurlu” ise, bunun yarış sırasında ortaya çıkan bir şey, ya da hatalı bir üretim olduğunu daima savunabilirsiniz.

Özellikle bu “kusurlu” sızdırmazlık elemanı fikri, Mercedes’in kendi takımının ve müşteri takımların performansları arasındaki farkı da açıklayabilir. Tüm diğer etmenleri göz ardı etmek saçma olsa da, Mercedes’in müşterilerine kusursuz sızdırmazlık elemanı sağlarken kendi motorlarında kusurlu elemanları kullanması; bu kusurun “tasarlanmış” olması kulağa o kadar da saçma gelmiyor.

Şüpheler neler ve iddia nasıl ayyuka çıktı?

Uzun bir süredir zaten Mercedes’ten özellikle sıralama turlarında ve yarışın başında çıkan mavi duman bu şekilde şüphelere yol açıyordu. Hem sıralamalarda elde ettikleri ekstra güç, hem de yarışın başlarında rahatça arayı açabilmeleri bunun için kullandıkları özel bir motor modunun olduğunu düşündürüyordu.

starttan bir mavi duman örneği

Yalnız son dönemde, özellikle 2017 başında FIA’nın özellikle uyarması başka bir şeyler olduğunu da düşündürüyor. Bottas transferinin ardından Williams’a giden Paddy Lowe, böyle bir bilgiyi sızdırmak için akla gelen ilk isim. Hem Mercedes’te bu bilgiye sahip olacak nadir kişilerden biri olma ihtimali yüksekti, hem de artık Mercedes’in rakibi olarak rakiplerini zayıflatmak için elinde böyle bir koz vardı. Bu bilgiyi doğrudan vermese de, başka takımlara (mesela Red Bull) sızdırmış olması gayet olası. Benzer “kusurlu” contaları Williams’a da talep etmiş olması ve bu talebin karşılanmamış olması da imkansız değil. Yine de o kadar yıllık “hukuk”tan sonra Lowe’un bu şekilde bir şantaja girişeceği, her ne kadar F1’de her şey mümkün ve mübah olsa da, çok bariz ve akla ilk gelen şey olacağından bu olasılığa da burun kıvırabiliriz.

Bu bilgiye sahip olabilecek ve 2017’nin hemen başında özellikle sağlıklı rekabet koşullarını sürdürmek için çok önemli bir göreve gelmiş başka biri daha var: Ross Brawn. 2013 sezonunun hemen ardından Mercedes’teki görevinden ayrılmıştı. Bu, yeni  turbo döneminin hemen öncesine geliyor ve Mercedes’in özellikle motor için çalışmalarına daha önceden başladığını da biliyoruz. Bu koşulları göz önüne aldığımızda bu kusurlu contalar fikrinin Brawn’dan çıkmış olması bile açıkçası beni şaşırtmaz. Yeni görevinin de etkisiyle Brawn, hedef göstermeden tüm takımlara “benzin dışında başka bir şeyi yakıt olarak kullanamayacaklarını” söyleyerek hem Mercedes’i açık etmemiş, hem de varsa vicdannı rahatlatmış olabilir.

olağan şüpheliler

 

Uzun bir yazı olduğunun farkındayım, hatta zaman zaman “iddia edildi tarzı habercilik” yapmış da olabilirim. Yazdığım bu beyin fırtınamsısı için epey bir haber yorumu/forum karıştırdım. Bütün bunları kaynak verirsem yazının boyutu iki katına çıkacağından veremiyorum. Bazı bilgileri/terimleri de önceden bildiğinizi varsaymış olabilirim (F1 izliyorsanız o kadarını da bizahmet bilin), arada yeni bir şey uydurduysam kusura bakmayın. Arada saçmaladıysam, unuttuysam ya da eklemek istediğiniz bir şey varsa lütfen söyleyin, çünkü ben bunu yazarken çok keyif aldım. Üzerine daha fazla kafa patlatmaktan memnun olurum!

Hakan Kandemir

BS MS ME

PhD Candidate