2017 Monaco Grand Prix – Yarış Analizi #6

Yüksek lisans tezimde gaza basmak zorunda olduğum için Monaco Grand Prix’i yarış analizimizi erteleyeceğimizi söylemiştik sizlere yarış öncesinde. Her ne kadar yarıştan bir haftadan fazla bir süre geçse ve Formula 1 standartlarına göre bu aralık gayet uzun olsa da arşivlerimizde analiz bulunsun ve yazarken de biraz kafam dinlensin istedim.

Monaco hafta sonunda yarış sonucunu belirleyen durumlardan aklıma ilk gelenler; takımların lastik kullanım farkları ve takımların hangi pilotunu daha önce pite sokacaklarına karar vermeleriydi. Hafta sonu genelinde Mercedes’lerin her iki aracındaki dengesiz lastik kullanımı göze çarpıyordu ve ikinci antrenman turlarında Valtteri Bottas lastikleri uygun ısıya getirmenin turlar aldığını söyleyerek bu sıkıntıya değinmişti. Fin pilot buna rağmen sıralama turunun 2.si Sebastian Vettel’den 0.002 saniye ve pole kapan Kimi Raikkönen’den 0.045 saniye farkla üçüncü sırayı kapmayı başarmıştı (yakınlığı göstermek için Vettel’in son yarış çizgisi videosunu koydum sıralama turlarından). Yarış gününe geldiğimizde ise ilk 20 turda Bottas Ferrari’lerin temposundan yavaştı.

Bottas’ın Red Bull’lar tarafından kovalandığı anlar. Bir tanesi geçmeyi başaracaktı da ama bu fotoğrafta en sonra yer alan Ricciardo’ydu.

20 tur barajını aştığımızda ilk önce Ferrari’lerin temposu düşerken yarışa 5 (Max Verstappen) ve 6. (Daniel Ricciardo) sıralarda başlamış Red Bull’ların temposu yükselecekti. Ferrari ile mücadele edeyim derken Red Bull ile karşı karşıya kalan Bottas’ın temposu 24. turda kademe kademe düşerken, Verstappen 1 tur ve Ricciardo 3 tur sonra Bottas’ı takip ediyordu. 27. tura geldiğimizde Ferrari’lerin temposu tekrar artacak, 1 tur sonra Verstappen ve Bottas Ferrari’leri takip edecek ve son olarak Ricciardo onlara yetişecekti (20 ile 30 arasındaki tempo düşüşü tur bindirmelerden kaynaklanıyor).

Ricciardo  geç pitle tam Bottas’ı geçtiğinde LAT arşivi güzel bir kare yakalamış.

30. turda pit aralıklarına yaklaştığımızda tempo olarak önümüzde Vettel – Ricciardo (0.001 fark) –Verstappen (0.212 fark) – Raikkönen (0.429 fark) – Bottas (0.629 fark) sıralaması bulunuyordu. Bahsettiğim 6’lıdan ilk olarak aynı zamanda yüzme havuzu virajlarında dışarı çıktığını gördüğümüz Verstappen 31’den 32. tura geçerken pite girdi ve onu bir tur aralarla Bottas ve Raikkönen takip etti. Mercedes 2.61 saniye ile yarışın en hızlı lastik değiştirmesini yaparak Fin pilot rakibi Verstappen’in önünde kalmayı başaracaktı ama dışarıda kalan Ricciardo 38. tur ve Vettel 39. tura girerlerken pit yapana kadar önlerinin boş olmasını değerlendirip uçmaya başladılar. Atılan bu hızlı seriler yarışta ultra yumuşak lastiklerle atılmış en hızlı 2. (Vettel 1:15.238) ve 3. tur (Ricciardo 1:16.019) turlar olmakla kalmayıp, pilotların yarıştaki konumlarını da yükseltecekti. Ricciardo sadece taktik ile geçtiği takım arkadaşı Verstappen’den sağlam küfürler işitmekle kalmıyor, Bottas’ı da geçmeyi başarıyordu. Vettel ise muhteşem turlarıyla Raikkönen’den galibiyeti bir daha bırakmamak üzere alıyordu.

Sebastian Vettel başarılı pit taktiği ile liderliği alırken, podyum sırasını temsil eden bu fotoğrafta aslında yeni numara kurallarının güzelliğini de görüyoruz.

Mercedes’in dengesiz lastik kullanımından bahsederek girdik yarış anlatımına. Podyumu kaçıran Bottas’ın temposu taze süper yumuşaklar takıldığında öndekilerin geneli kadar iyi değildi ve bu yüzden yarışın sonlarında ortaya çıkacak güvenlik aracı periyodunda Verstappen, Bottas’ı avlamak için tekrar ultra yumuşak lastikleri takacaktı. Bottas’ın lastik açısından eğrisi hafta sonu kötüye doğru giderken garajın öteki tarafında Hamilton tam tersini yaşamaktaydı. Hafta sonu aracındaki tutunma problemlerini boğayı ehlileştirmeye çalışmak olarak nitelendirmişti. Sıralama turlarında Massenet’te duvara girmekten son anda kurtulmuştu. Tutunmayı sağladım derken de ikinci seansta yüzme havuzunda duvara giren Stoffel Vandoorne’un yol açtığı sarı bayraklar nedeniyle devamını getiremeyince 14. sırada elenmiş (notlarıma en son 2013 İtalya’da Q3’e kalamadığını yazmışım) ve Jenson Button’ın pit yolunda başlaması nedeniyle 13. sırada kalmıştı.

Hamilton özellikle yarışın ikinci yarısında lastiklerini uygun aralıkta çalıştırmayı başardı ve en iyi sektörlerinden oluşan ideal tur zamanı Bottas’ınkinden 0.3 saniye daha hızlıydı. Yarıştaki hedefi sıralama turlar esnasında şampiyonluk mücadelesinde aldığı yaraları hafifletmek olan İngiliz pilot damalı bayrağı 7. sırada görmeyi başardı. Böylece 2016 İspanya’da 2 aracının çarpışmasından sonra ilk defa Mercedes podyum yüzü görmemiş olsa da Hamilton ile Vettel’in arasındaki puan farkı 25 yani bir yarış galibiyetiyle sınırlı kaldı.

Bu fotoğraf tur bindirme esnasında değil. Ancak Lewis Hamilton yarış sonucuyla sıralama darbesini azaltmayı başardı.

Avustralya ve Bahreyn’de bariz olarak Mercedes’e oranla lastiklerini daha iyi çalıştıran Ferrari’de de aslında iki pilot arasında bir tempo farkı bulunuyor. 2008 Fransa’dan sonra ilk defa pole pozisyon kazanmayı başaran ve son pole’u ile arasına 3261 gün koyarak rekor kırmıştı Kimi Raikkönen. Ama o yarışta egzoz problemi nedeniyle o günlerdeki takım arkadaşı Felipe Massa’ya galibiyeti verdiği gibi Monaco’da da pole’u galibiyete çeviremedi (kaderin bir cilvesi olarak Hamilton o yarışa da 13. başlamıştı). İlk tur bütünlerinde Vettel’e bariz bir üstünlüğü yoktu. Yarış sonunda yorumcu Pat Symonds’ın dediği gibi taktik belirlemede girişim yapmadı. Raikkönen’in pitten çıktıktan sonraki turlarından biri süper yumuşakla atılmış turların en hızlısı olmasına rağmen; Vettel pite geç girmesiyle 0.764 saniye kazanarak galibiyeti koparacaktı güzel strateji güzel kullanımla birleştirerek.

Yani yarıştan önce Mercedes takım danışmanı Niki Lauda’nın Bence Vettel’in yarışı kazanmasını sağlayacaklar. açıklaması ile de ortaya konan Vettel’in şampiyonluk konumunu korumak için bir takım emri duygusal bir bakış açısı olup, podyumda yüzü asık olan Raikkönen takımı değil kendisini suçlamalıydı. Yarışın şampiyonluğun seyrinin yanında Ferrari için istatistiksel önemi de vardı. Michael Schumacher’in kazandığı 2001 Monaco Grand Prix’inden sonra ilk defa Ferrari bir Monaco Grand Prix’ini kazanmışken, takım 2010 Almanya Grand Prix’inden beri ilk defa duble yapıyordu. Takım kupasını almak ise yarışı kazandıran stratejinin mucidi, Vettel’in yarış mühendisi Riccardo Ademi almaktaydı.

Daniel Ricciardo’nun takım arkadaşı Verstappen’i atlatarak podyuma dalmasının Verstappen’de küfürle, kibarca Kahrolası bir felaket karşılandığından da bahsetmiştik (çok da sağlam küfretmiş yalnız). Yarış sonrasında Red Bull takımından Adrian Newey stratejilerinin nasıl geliştiğini Pilotlarımıza yarıştan önce dürüstçe erken pite girmenin mi geç pite girmenin mi avantajlı olduğunu bilmediğimizi ve Bottas’ın arkasına takıldığımızda stratejiyi böleceğimizi söyledik. sözleriyle anlatıyordu. Takıma göre erken pite girme senaryosu az daha işe yarıyordu ama Verstappen’in pitinde kaybedilen sürenin daha sonra Ricciardo’nun kaybedeceği süreden 1.2 saniye fazla olması (ki Ricciardo’nunki 2.60 ile en hızlı pit oldu) yüzünden kaybeden Verstappen oldu Red Bull takımında.

Ricciardo’nun ise sadece pistte kalırken attığı hızlı turlar değil, güvenlik aracı seansı ardından ilk virajda (Sainte Devote)(pozisyon yukarıda) kontrolü kaybetmesine rağmen konumunu korumasını sağlayan şansı da yardım etmişti podyum için. Tüm bunlara rağmen bir önceki yarış İspanya’da Mercedes – Ferrari ikilisi arasındaki dağlar gibi farkı Monaco’nun yüksek yere basma kuvveti talep etmesi ile azaltan Red Bull’un, önümüzdeki düşük – orta seviyeli yere basma kuvveti isteyen yarışlar Kanada – Azerbaycan – Avusturya’da bu kadar yakın olması beklenmiyor. Ama Verstappen’in 4 Haziran’da yaptığı Aradaki farkı kapayabilirsek, son yarışlarda galibiyet kovalarız. sözü Monaco’daki bir podyumun Avusturya takımına yetmeyeceğini de gösteriyor. Gerçekçi konuşmak gerekirse ön sıralar karıştığı an zaten podyumda olacaktırlar. Buna ek olarak takımın 2017’deki ilk podyumunu kazanan Ricciardo ile kariyerinde ilk defa Monaco’da puan alan Verstappen (aynı zamanda burada puan alan ilk Hollandalı) arasındaki rekabet devam edecektir.

Carlos Sainz’in Monaco’daki başarısını gösteren bir fotoğraf bu güvenlik aracı periyodu sonrası çekilen. Sainte Devote karışsaydı eğer podyumda bile olabilirdi.

Büyük üç takım ardından Force India’dan bahsetmeye alışmıştık ancak Monaco analizimizde geri kalanların en iyisi konumunda teknik direktörü James Key’in Şasi olarak son 2 sene kadar iyi değiliz. Barcelona ve Monaco gibi pistler haricinde olması gereken yere basma kuvvetine uzağız. dediği Toro Rosso yer alıyor Carlos Sainz Jr. sayesinde. İtalyan takım Akdeniz ile Mont Angel arasında yarışmak için aracına güncelleme getirmese de takımın İspanyol pilotu sıralama turlarında 6. olmayı başarmıştı. Kalkışta agresif olduktan sonra sabrımı koruyacağım. 70 turdan fazla süren uzun bir yarışta, güvenlik aracına karşı pit zamanlamalarında şanslı olmalıyız. açıklamasını sıralama turlarının ardından yapan Sainz, yarışı başladığı gibi bitirdi ve takımın 2017’deki en iyi sonucuna imza attı. Şunu da belirtmek gerekir ki hatasız olduğu kadar şans da yanındaydı Sainz’in.

Yarışın ilk turunda Loews şikanında Sergio Perez İspanyol pilota vuracak ama Sainz’in lastiğinin patlaması yerine Perez’in ön kanadı kırılacaktı (Perez’in araç üstü görüntülerinde açıkça görülüyor). 11. sırada yer alan ve önlerindeki McLaren’ların ceza ve pit yolu kalkışları nedeniyle yarışa 9. sırada başlayan Daniil Kvyat ise hiç şanslı değildi. Rus pilot Sainz ile aynı lastik stratejisine sahip olup, yarışın ortasında süper yumuşak lastikler ile Sainz ve Verstappen’e benzer turlar atıyordu. İdeal tur zamanı Sainz’den 1 saniye hızlıydı ve yarıştaki en hızlı turu da buna 0.085 saniye yakındı. Ancak yarış bitimine 7 tur kala Force India’dan Sergio Perez’in darbesine maruz kalarak yarış dışı kaldı.

Gazi Toro Rosso’nun rengi güneş altında çok hoş gözüküyor yalnız.

Kvyat ve Toro Rosso patronu Franz Tost’un Perez’i suçladığı ve Meksikalı pilota 2 süper lisans puanına mal olan bu olaydan Force India bölümünde detaylı olarak bahsedeceğiz. O yüzden genel anlamda Toro Rosso’nun Monaco’dan memnun ayrıldığını ve pilot kadrolarını 2018’de korumaya meyilli olduklarını belirtelim. Tabi şanssızlığının da etkisiyle takım arkadaşının 21 puan gerisine düşen, önümüzdeki yarış Kanada Grand Prix’i öncesi sevgilisi ile New York tatili yapan Kvyat henüz gelecekteki takımını planlamazken, Sainz’in Şu an ne yapıyorsam ona devam edeceğim ve Red Bull dahil herkese hızlı pilot olduğum konusunda bana güvenmeye devam etmelerini sağlayacağım. demesi daha iyisini bulursa gidebileceğinin de habercisi.

2016’da ilk sezonunu geçirmiş Haas takımı tarihlerinin 27 yarışında nihayet çifte puan almayı başardılar. Aynı zamanda bu başarı 1986 Avusturya GP’sinde 2 aracıyla puan almış Haas Lola (başka Haas bu) ardından ilk defa bir Amerikan takımının 2 aracıyla puan almasıydı. Sıralama turlarının ilk aşamasında Loews’te spin atıp, aracını düzeltirken bir de kendisine gelen Sainz ile çarpışma tehlikesi yaşayan Grosjean bir şekilde lastiklerini uygun aralıkta çalıştırmayı başararak sıralama turlarını 8. bitirmeyi başardı. Fransız pilot Perez’in Sainz’e vurmasıyla kazandığı bir sırayı yarışın devamında Hamilton’a geçilerek verecek, sonucunda da başladığı gibi bitirmiş olacaktı yarışı.

Takım arkadaşı Kevin Magnussen ise sıralama turlarında Kvyat ve Hamilton’un kendisini engellediğinden şikayet ediyordu ve 13.lüğe razı olabildi. Vandoorne ve Button’ın cezalarına ek olarak kalkışta 2 sıra yükselecekti. Şahane bir kalkış da yapmıştı ama yarış ortasında lastiğini patlatması yüzünden ekstra pitstop yapınca gerilere düştü. Şansın yüzüne güldüğü an ise Danimarkalı pilotun Kvyat – Perez kazasıydı. Monaco’da aracının desenlerini değiştiren ve kırmızı – füme yerine Lacivert siyah karışımı – füme dönüşümü geçiren ABD kökenli takım yönetiminde yüzler gülüyor ve Kanada’da bu başarıyı tekrarlamak istiyorlar.

Haas kesinlikle lacivert renk burna sahip, siyah değil.

Monaco’dan bağımsız olarak Haas hakkında bir gelişmeyi de aktarmak gerekir diğer takımlara geçmeden önce. Bünyesinde kendi test pilotları Arjun Maini, Santino Ferruci yanında Ferrari kontenjanından Charles Leclerc’i bulunduran Haas İngiltere GP’sinden itibaren belirlenmiş 7 yarışta ilk serbest antrenmanlarda Ferrari yedek pilotu Antonio Giovinazzi’yi kullanacak. İtalyan pilot Meksika GP’sinde Grosjean’in yerinde olması haricinde 6’sında Magnussen’in arabasının direksiyonunda oturacak. Amerikan takımın bu kararı vermesinde Grosjean’in haftasonu tempo bulmak için cuma antrenmanlarına Magnussen’e oranla daha muhtaç olması gösteriliyor. Her ne kadar şampiyona sıralamasında Magnussen, Grosjean’e oranla geride olsa da Monaco’da yarış temposunun takım arkadaşıyla aynı (hatta süper yumuşaklarda daha yüksek) olması bu durumun Magnussen’in performansından kaynaklanmadığını düşünmemize yol açıyor. Son olarak okuduğum bir haber Grosjean’ın sözleşmesinde 2015’te Jolyon Palmer’in kendisi yerine bol bol serbest antrenmanlara katımasından dolayı, olayın tekrarlanmasını engelleyen bir madde koyduğu ile alakalıydı.

Williams takımı hafta sonunda oldukça sessizlerdi ve ortalarda gözüktüklerini hatırlamıyorum Lance Stroll’un serbest antrenmanlarda Messanet’te bariyerlere girmesi haricinde. Aynı yerde sıralama turlarında Hamilton kontrolü kaybetmesine rağmen duvara girmekte kurtulup, Stroll duvara girmişse bunun tek sağlayıcısı vardır: tecrübe. Genç Kanadalı pilot sıralama turları ilk seansında hızlı turunu atarken hidrolik sızıntısı nedeniyle zaman turunu yarıda bırakıp pite girdiği için 18. sırada yer aldı ve Button’un pit yolu başlangıcı nedeniyle 17. sırada kalkış yaptı. Tecrübeli takım arkadaşıyla yarış ilk bölümünde aynı turları atsa da, ikinci bölümde gerekli tempoyu tutturamadı. Bu yüzden güvenlik aracı altında tekrar taze ultra yumuşak lastiklere geçip, yarışın en hızlı 8. ideal turunu atmıştı ama Kanadalı pilotun bu sefer frenleri kendisine izin vermedi. O ana kadar 15. sırada yer alan pilot 71. turda aracını garaja çekerek yarış dışı kaldı.

Portier virajında şantiye mi yoksa beach club mı olduğunu çözemedim ancak Massa’nın Ocon tarafından kovalanışından çok daha iyi manzara.

Felipe Massa ise 2017 yeni kuralları ışığında yeni baştan tasarlanmasına rağmen Williams arabalarının kronik Monaco sorunlarının çözülmediğinden yakınmıştı sıralama turlarında (Bottas’ın Williams pilotu iken hiçbir Monaco yarışında ilk 10 içinde yer almamasından Williams’ın burayı sevmediğini anlıyoruz) ve 15. sıralanmıştı. Ancak Massa önündekilerin bir bir sorun yaşaması nedeniyle yarıştan puan almayı başardı 9. turda. Hem de Stroll’da ortaya çıkan aşırı fren ısınma problemi Massa’da yarış başında kendisini göstermiş olmasına rağmen. Monaco ardından 40. yıl kutlamalarını Damon Hill, Nigel Mansell, Mark Webber, Nico Rosberg gibi eski pilotları ve BMW Williams LeMans prototipi ile Silverstone’da etkinlikle geçiren İngiliz takım hakkında bir gelişme de 2016’da emekli olan ama tekrar takıma çağırılan Massa’nın 2018’de yarışmak istediğini açıklamasıydı. Brezilyalı, takımın kendisine ihtiyaç duyduğunu bilmenin rahatlığı içinde.

Monaco hafta sonunda Formula 1’deki 40. yılını kutlayan, bu çerçevede Monaco’da Alain Prost ve Jean-Pierre Jabouille pilotajında klasik Formula 1 arabalarıyla gezen Renault; ayrıca Star Wars’ın 40. yıl kutlamalarını da organizasyonla birleştirdi.

Renault Monaco’yu Star Wars film setine dönüştürmeyi de başardı ve başrolde pilotları vardı.

Sezon başından beri yarış analizlerimizi takip edenler Fransız takımın Nico Hülkenberg sayesinde nispeten başlarda yazıldığını hatırlayacaktır ancak Monaco’da Hülkenberg’in yarış dışı kalıp, Palmer’in 11. olmasıyla bu durum değişti. Ama Renault için bu sonuç antrenmanlarda mekanik sorunlarıyla Monaco’ya başlayan Renault için madem geldik de bitirelim anlamındaydı. 1. serbest antrenmanlarda Hülkenberg elektronik problemi nedeniyle sadece 3 tur atmıştı. Palmer ise sinek ilacı misali duman çıkaran aracını 2. antrenmanlarda tünel öncesinde kenarı çekti 8 turun ardından. Sıralamaya geçtiğimizde ise Hülkenberg antrenmanlardakinden daha iyi bir sonuçla 12. olmayı başaracaktı ama Palmer sıralama ilk seansında zorlarken bariyerlere sürtünce lastiğini patlatıp zaman kaybedince, attığı pek de parlak olmayan ikinci zaman turu ikinci seansa çıkmasına yetmedi. Yarış başında Hülkenberg vites kutusu arızası sebebiyle (ki yağ sızıntısı vardı) yarış dışı kalacaktı ve takımdan Monaco’da yarışa başlangıç pozisyonu çok önemli. Grid cezası almak istemedik, vites kutusu değiştirip. açıklaması sorunun neden gerçekleştiğini anlatıyordu. 4 senelik GP2 kariyerinde burayı 2 kere kazanan Palmer ise öndeki pilotların kazaları ve yarış dışı kalmaları yüzünden 11. olarak yarışı tamamladı ki bu sonuç İngiliz pilotun 2017’deki en iyi sonucu olmakla beraber, Formula 1 kariyerindeki ilk Monaco bitirişiydi.

Sevdiğim fotoğraf arşivlerini tarafım ancak Renault’un haftasonu mekanik problemlerine dair sadece antrenmanlardan fotoğraf bulabildim.

Buna rağmen özellikle takım patronu Cyril Abiteboul’un pilotların sezon genelindeki performans farkına değinip, Hülkenberg’i aracı geliştirme ve gelişimin ne yönde olması gerektiğini belirtme konusunda övmesi ve takım danışmanı Alain Prost’un da benzer düşüncede olması; sezon başından beri söylediğimiz Palmer’in gidiciliği olayını gerçekçi kılıyor. Fransız basınında Monaco ardından Hülkenberg’in Force India günlerindeki takım arkadaşı Perez’i Renault’un kadrosuna katma olasılığı konuşulmuştu. F2 pilotu Nicolas Latifi’nin denendiğinden bahsetmiştik önceki analizimizde. Takımla düzenli olarak serbest antrenmanlara çıkan ve en son bu hafta içerisinde Valensiya’da Enstone kökenli takımın 2012 aracını test eden Sergey Sirotkin de olasılıklar içerisinde. Aynı gün, büyük ralli kazasından 6 sene sonra ilk defa Formula 1 arabası kullanan ve 115 tur atan Robert Kubica ile Formula E’de DAMS adına (ki DAMS Renault ile bağlantısı olan bir yarış takımı) yarışan eski F1 pilotu Sebastien Buemi de ihtimaller dahilinde. La Gazetta dello Sport ise Kubica – Renault iddialarını Polonyalı gazi pilotun Sirotkin’den hızlı olduğunu belirterek alevlendirdi. Kazasından sonra 18 ameliyet geçiren 38 yaşındaki pilotun arabasında orijinalden tek fark sol eliyle tüm vites kontrollerini yapmasını sağlayan kolmuş. Son olarak Hülkenberg ise Alonso söylentilerine İspanyol pilotun gelmesinden memnun olacağını söyleyerek yanıt vermişti.

Force India’nın 8 yarıştır süren ve her iki araçla 2017’deki tüm yarışlardan puan alan takım olma sıfatına 2017 Monaco’da bir nokta konuldu. İşin kötü yanı 2016 Avusturya’dan itibaren 17 yarıştır süren düzenli puan alma serisi ve Perez’in 2016 Macaristan’dan beri süren 15 yarışlık puan serisi de sona erdi Monaco’da. Ancak açık ara takımlar şampiyonasındaki dördüncülüğünü koruyan takım, aynı zamanda puan almak için elinden gelenleri yaptığı için duruma pek üzülmedi. Perez yarışa 7. başlamıştı ama 16. turda Sainz’i anlatırken Meksikalı pilotun İspanyol rakibine arkadan vurduğundan bahsettik ve bu darbe sonucunda ön kanadını değiştirmek için pite uğrayan pilot 16. sıraya kadar düştü. Ardından takım pilotuna süper yumuşakları taktı ve Perez nükleer denizaltı sürüşüyle fırsat kovalamaya başladı ki gerektiği zaman geçmek istediği rakiplerine O tam bir mal modunda fırça attı telsizden. Wehrlein – Button kazasında güvenlik aracı girince Perez kullanışmış ultra yumuşak lastiklerle saldırışa geçti. Güvenlik aracı periyodu bittiği an ilk önce rakibi Vandoorne’u Sainte Devote’de içeriden geçti ki bu Hollandalı pilotun yarışının sonu oldu.

Sonrasında Rascasse’ta Kvyat’ın geçiş kapısını açık görünce içeri daldı ama Kvyat kapıyı kapayınca Kvyat’a çarparak onun tabanını kırdı ve kendi lastiğini patlattı ve bir pit daha yapmak zorunda kaldı. Böylece 9. olacağına yarışı 13. bitirdi. Ancak Perez savaşçı ruhunu gösterdiği ve geniş araçlara rağmen Monaco’nun darlığında geçiş yapmaya çalıştığı için takdir edilmeli ki takım üst düzey yöneticilerinden Otmar Szafnauer Stroll’u, Palmer’i, Vandoorne’u geçti ve Kvyat’ı geçmeye çalıştı. sözleriyle başladığı açıklamada pilotunun darbesinin sıradan bir yarış mücadelesi olduğunu, taraftarların bunu görmek istediğini ve Perez’in dikkatsiz değil mücadeleci olduğunu da belirtiyordu. Ayrıca Meksikalı pilota kaza olmadan önce motor ayarları önerildi telsizden, çünkü pozisyon mücadelesi için yakın takip yapan Perez arabayı ısıtmıştı da ama pilotun takıma cevabı Benim kaza yapmamı mı istiyorsunuz? Karışmayı bırakın. %200 konsantre olmam lazım. şeklinde oldu ve takım patron vekili Bob Fernley de pilotunu bu olayda suçlamadı.

Esteban Ocon da puan serisine Monaco’da son verdi. Fransız pilot üçüncü antrenman turlarının son dakikalarında yüzme havuzunda duvara girince garajı telaşlandırdı. Araç sıralama turları ilk seans ortasında yetişmesine rağmen Ocon ikinci seanslara geçemeyerek 16.lıkta kaldı. Yarış esnasında ise ilk pitini yapmasının 3 tur ardından lastiği patlayınca tekrar piti ziyaret etmek zorunda kaldı. Toplamda 3 pit gerçekleştirmiş pilot sadece 12.liğe yükselebildi. Ancak bu hafta sonu Monaco’da nasıl sürüş yapılır öğrenmiştir. Force India’nın Monaco’da şikayet konusu pilotlarından ziyade araçları İspanya’daki teknik kontrolünden geçmesine rağmen araç numaraları kurallara uygun olmadığı için ceza yemeleriydi. Takım araç burnuna kocaman kocaman numara yazmaya ek olarak shark finlere de pilotların ismini yazarak çözüm buldu ama takımın korkusu teknik kontrolden geçmelerine rağmen ceza almalarının örneklerinin artabileceğiydi.

Monaco GP’sinde McLaren’da bir misafir pilot vardı yarıştan birkaç saat sonra Indy 500’de yarışacak Fernando Alonso yerine: takımın emekli pilotu Jenson Button. Monaco’da yaşayan tecrübeli pilot 2016 son yarışından beri hiç Formula 1 arabası kullanmamıştı, test etmeden 2017 aracına atladı ve yetenek ile tecrübe birleşimini takımın ana pilotu Vandoorne’a yakın tur zamanları elde ederek gösterdi serbest antrenmanların ilk üçünde. Sıralama turlarına geldiğimizde ise Vandoorne Q2’nin sonlarında duvara girip sarı bayrakları kaldırmasına rağmen yüzme havuzunda, Q3’e geçecek dereceye sahipti ve 10. sırayı elde etti (Massa’ya İspanya’da vurduğu için 3 sıra grid cezası vardı).

Button ise nihayet şapkasından tavşanını çıkararak sıralama turlarında 9. olmayı başardı. Ancak yarış McLaren’lar için olaylı geçti. Vandoorne yarış sonlarında 10. sırada giderken Perez’in Sainte Devote’de içeriyi kapmasından dolayı kendisini duvarda bulacaktı. Jenson Button ise ayar değişikliği, MGU-H ve turbo yenilenmesi nedeniyle pit yolunda başladığı yarışı tünelden önce Portier virajında Sauber pilotu Pascal Wehrlein’i içeriden geçmeye çalışırken, onu duvara sektirip; kendisinin de süspansiyonunu kırmasıyla yarış dışında bırakacaktı. İşin ilginci Wehrlein’in aptalca olarak nitelendirdiği bu kaza yüzünden Button yarış hakemleri tarafından hiç çekilmeyecek 3 grid sıralaması ve 2 süperlisans puanı cezaya çarptırıldı.

McLaren’ın halen Honda motorunu aynen Vandoorne’un aracı gibi çekip çıkarabileceği konuşuluyor.

Bu analiz yapılırken 2017 aracını kullanmaktan zevk alığını ve sporun doğru yönde ilerlediğini belirtmesine rağmen Formula 1 kariyerini noktaladığını tekrar yineleyen ve Japonya Super GT şampiyonasında Honda NSX ile testler yapan Button’ın hemen arabaya adapte olması ve yarışçı ruhundan kaybının olduğunu göstermesi hoş detaylardı. McLaren’ın analizdeki yerini kapamadan önce McLaren ile Honda cephesini de incelemek ihtiyacı duyuyorum. Yarış hafta sonunda Honda, motorlarındaki MGU-H’ın sadece 2 yarış dayanabileceğini ve özellikle sistemdeki 100 bin devir/dakika gibi yüksek devirlerde dönen parçalarda sıkıntı yaşadıklarını açıkladı. Kanada hafta sonuna performans geliştirmelerini yetiştirmeye çalışacaklarını da aktardı Japon üretici. Şasi olarak ise McLaren kendi güncellemelerinin %95 oranında çalıştığını söylemekteydi ve İspanya gibi aerodinami’nin önemli olduğu pistte bu durumun altını çizmiştik. Son olarak McLaren patronu Zak Brown Kanada’ya Honda’nın büyük performans geliştirmelerinin yetişmeyeceğini, Honda’nın çok çalışmasına rağmen yolunu kaybetmiş durumda olduğunu, herhangi bir zaman çizelgesine sahip olmadıklarını ve sonsuza kadar onların gelişmesini bekleyemeyeceklerini Kanada’da duyurdu. Acaba bir Mercedes sürprizi gelir mi 2018’de?

İspanya’da muhteşem bir stratejiyle puan çıkaran Sauber takımı Monaco’da sert düşüş yaşayanlardı ve tüm hafta sonu boyunca son 2 sırada gezdiler. Yarıştan sonra Marcus Ericsson İspanya’daki performansımıza şaşırmıştık çünkü sadece yeni bir arka kanat getirmemize rağmen iyiydik ama Monaco’da ise taban dahil bir çok yeni parçayla çıktık. Barcelona’dan sonra orta sıralara olmak istiyorduk ama Monaco’da orta sıranın en yavaşından bir saniye gerideydik. Ayarları ters düz ederek sürekli ilerleyecek yol bulmaya çalıştık. Geliştirme getirecekseniz eğer uygun ayarları da bulmanız lazım ama bunu Monaco’da sağlamak zordu. açıklamasında bulunmuştu. Marcus geride kalanların sonuncusu yani 17. sırada giderken güvenlik aracı arkasına soğuyan lastik ve aşırı ısınan frenleri dolayısıyla 1 tur gerideki pilotlar turlarını geri alabilir ikazıyla güvenlik aracını geçmek için atak yaptığı anda Sainte Devote’ye yapışarak yarışı noktaladı. Yalnız Ericsson’un haber sitelerinde Azıcık yavaşladığınızda lastik ısılarını hemen kaybediyorsunuz. Ardından ısıyı geri kazanmak için frenleri çok zorluyorsunuz. Monaco’da frenleri 3-4 tur boyunca kullanamadım. sözü lastik optimum ısıları bulmanın ve frenlerin aşırı ısınmasının takımlarda ortak sorun olduğunu ve bir güvenlik eksikliğine yol açtığı için önem arz ediyor.

Takımın diğer pilotu Wehrlein’in ise Button ile temas yaşadığı için yarış dışı kaldığını anlatmıştık. Alman pilot Button’ın aracından zıplayarak Portier’deki şantiye duvarına 90 derece eğik vaziyette vurdu ve ortam sakinleşene kadar mahsur kaldı. Yarıştan sonra tekrar boynunu kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Alman pilotun kışın geçirdiği kaza yüzünden sezon açılışında bulunmadığını ve Kanada’da yarışmasına onay çıkmasıyla; aslında kazayı ucuz atlattığını belirtelim. Sauber’in F2 pilotu İsveçli Gustav Malja’yı Macaristan’daki ikinci sezon içi testlerde deneyeceği de güncel gelişmelerden biri.

Takımlara özel olarak odaklandıktan sonra Vatikan’dan sonraki en küçük devlet olan Monaco prensliğindeki yarıştan genel olarak bahsederek bir kapanış yapalım. Yarışta kazananı belirten stratejiler ve Wehrlein – Button kazasından sonra gelen güvenlik aracı ardından Perez’in ortalığı karıştırması dışında sakin bir yarış izlediğimizi belirtelim. Her ne kadar haftalar sonra analizini yaptığımda yazmaktan zevk alsam da Fernando Alonso faktörü sayesinde izlediğim (ki Button’a telsizden bağlanıp şans dilemiş ve arabama iyi bak demiş, Button’dan da arabana işeyeceğim tepkisi almıştı) Indy 500 seyir zevki açısından (açılış öncesi gösteriler dahil) Monaco’dan üstün olduğunu belirtelim. Buna ek olarak sıralama turları ardından grid röportajlarında yayında gerçekleşen görüntü ve ses hataları, yarış sonrası podyum röportajcısının son dakikada belirlenmiş olması ve ödül töreninde normalde birinci kupası – birinci olan takım kupası sırasına uyulmaması, ruhundan uzaklaştırılmış yeni podyum binası olumsuz karşıladığım noktalardandı yarışta. Buna ek olarak Monaco’da yarış pistinin asfaltı komple yenilenmişti kış esnasında ama Sainte Devote’te yer yer bozulmalar fark edilince yarış öncesi bir daha yenilenme kararı alındı. Yarışın ilerleyen turlarında taze asfalt bir daha bozulacaktı. Söz konusu bölgedeki rögar kapakları veya kabaran asfalt Ocon ve Magnussen’in lastik patlatmasına neden olurken, Ricciardo’nun ise podyumu kaybetmesine yol açacaktı az daha.

Ayrıca yüzme havuzu bölümüne girişte pilotlar demir bariyerleri yalıyorlardı ama işi abartanlar bariyere temas ettikten sonra süspansiyonları kırılınca karşı duvara yolcu oldular. Ama bu bölüm olumsuzluktan ziyade cadde pistinin zorlu ruhunu yansıttığı için olumsuzluk yaratmamalı. Seyir zevki açısından sorunlu olduğunu bahsetmiştik evet, normal şartlar altında hiçbir zaman yarış düzenlenmemeli diye bir görüş de belirtebiliriz çünkü bir dönem Avrupa GP’sine ev sahipliği yapan cadde pisti Valensiya’da aynı sebepten ötürü takvimden düşmüştü. Ancak Monaco eğlencenin, etkinliğin, sosyetenin, kapitalizmin mis gibi hüküm sürdüğü Avrupa içindeki minik bir serbest bölge ve özel bir havaya sahip. Başka hiçbir pistte prens ve prensesin kupa verdiğini, prens korumalarının da içinde bulunduğu 200 küsür kişilik sembolik ordu (bunun dışında Fransa ordusu tarafından korunuyor) mensuplarının marşlar esnasında çakı gibi tören selamı verdiği başka bir yarış bulamayız.

Bu arada yarış başında da iyi gazeteci olduğu kendisine Sky Sports F1 tarafından söylenen Nico Rosberg podyum röportajında da çok iyiydi. Şanslıyız ki hemen önümüzde Kanada var ve işte bu zevkli olacaktır!

Tunç ARAS

One comment

Comments are closed.